Leonardo Da Vinci

Az bilinen ve bilinemeyecek yönleriyle

Tüm zamanların en meşhur çok işlevli insanı. Gerçek rönesans adamı. Fikirleri kendi çağının ötesine geçen bir sanatçı ve mucit.

Leonardo da Vinci…

Çağının en tanınan isimlerinden biri olan Leonardo’nun eskizlerine ancak 19. asrın sonlarında ulaşılabilir hale geldi. Defterlerindeki fikirlerden ve yaratıcılıktan çok etkilenen halk onu bir çeşit doğa üstü dahi olarak görmeye başladı. Ancak son dönemde yapılan bazı araştırmalar bu fikirlerin hepsinin ilk çıkış noktasının Leonardo olmadığını gösteriyor. Leonardo’nun birlikte çalıştığı bilim insanları ve sanatçılar ve onlardan Leonardo’ya kalan çizimler ve bilgiler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Leonardo’nun tüm bu çalışmaları geliştirdiği kesin, ancak genel inanışın aksine son bulgular bu ortaçağ süper starının esasında zamanının ötesinde olmaktan çok bilgiyi iyi kullanan ve geliştiren bir yenilikçi olduğunu ortaya koyuyor.

Taccola-Vitruvian-man

Taccola’nın (1382 – 1453) ve Leonardo’nun (1452-1519) Vitruvius Adamı (Vitruvian Man) çizimleri

Çalışmaları Dahiyane Değil

Çalışmaları konusunda az bilinen gerçeklerden biri de Leonardo’nun en meşhur çizimlerinden bazıları olan uçuş makineleri çizimleriyle ilgili. Modern bilim; Leonardo’nun uçuş için yaptığı bu çizim çalışmalarının hiçbirinin işe yaramayacağı ortaya koyuyor. Çizimler güzel olsa da modeller bir dahiye ait değil.


 Solak Leonardo

Leonarda’nun çok bilinmeyen özelliklerinden birisi de solak olmasıdır. Solak insanlar soldan sağa doğru yazı yazarken çeşitli sıkıntılar yaşar. Soldan sağa doğru yazarken yazdıkları satırlar ellerinin altında kaldığı için yazıların hizanlanmasında sıkıntı yaşarlar. Ayrıca solaklar yazı yazarken ellerini kağıda rahatça bastıramazlar çünkü yazı ellerine sıvanır ve kağıt üzerine dağılır. solak Solakların soldan sağa doğru yazarken çektikleri sıkıntıdan mıdır, yoksa notlarını insanların rahatlıkla okuyuğ kopyalamasını engellemek için midir bilinmez ama Da Vinci notlarını sağdan sola doğru olacak şekilde ters olarak alırdı. Da Vinci’nin notlarını rahat okumak için ayna kullanıldığı bilinmektedir.


Kadavralar

Leonardo’nun insan vücuduna ilgisinin temelini, figür eskizleri için incelemeler oluşturur. İnsanı olabildiğince canlı ve tüm hareketleri gerçeğe en yakın şekilde çizmek için dış gözlemleri yeterli görmemiş, vücudun içini de görmek, kemiklerin, kasların ve eklemlerin birbirleriyle ilişkilerini kavramak istemiştir. Anatomi araştırmaları, giderek daha çok zaman ayırdığı başlı başına bir ilgi alanı haline gelmiştir. Kadavralarla çalıştığı bilinmektedir. Yaşadığı dönemde kilisenin buna nasıl izin verdiği ise tartışma konularından biridir. Kimilerine göre kilise/hristiyan alemi için ürettiği çalışmalar sebebiyle Leonardo’nun kadavralarla çalışmasına tolerans gösterilmiştir. Her şeye rağmen 1513-1516 arasında Roma’da yaşadığı ve Papa için geliştirilen çeşitli projelerde yer aldığı dönemde kadavralar üzerinde çalışması Papa tarafından yasaklanmıştır. Yine de anatomi ve fizyoloji alanında çalışmaya devam etmiştir. Anne karnındaki bebek çizimi için bir insan kadavrasına disseksiyon yapmamış, inekleri inceleyip, oradan elde ettiği sonuçları insan anatomisine uyarlamıştır. Bir başka çalışmasında dolaşım sistemi üzerine yaptığı araştırmayı devam ettirebilmek için sığır kalpleri kullanmıştır.


 Torino Kefeni Teorisi

Torino kefeniyle ilgili günümüzde bir çok teori ileri sürülmüştür. Kefen gerçekliğiyle ilgili şüpheleri halen saklı tutmaktadır. Kanlı veya boyalı bir yüz ve vücut bir bez parçasına bastırıldığında kesinlikle bu şekilde izler çıkamayacak olsa bile mevcut kefenin üzerindeki izlerin ne olduğu kesin olarak tespit edilemediğinden dolayı kefen mistik bir biçimde gizemini sürdürmeye devam etmektedir. Kefenle ilgili bilinen diğer bilimsel bulguların bazıları da şunlardır;

  • Kefen üzerindeki silüet 3 boyutlu modellenebilen bir skalaya sahiptir. (yani bir eşyükselti haritası gibi)
  • Kefenin ön ve arka yüzlerindeki silüetin boyları arasında fark vardır.
  • Kefen üzerinde kana veya boyaya(pigmente) rastlanamamıştır.
  • Kefenin karbon14 test sonucu 3 farklı labaratuvar tarafından 1260-1390 yılları arası çıkmıştır.
  • 1260-1390

Kilesenin güç kazanması için çok önemli bir etki yaratabilecek bu kefen çalışmasının Leonardo Da Vinci tarafından yapılan aldatıcı bir eser olduğu da kefenle ilgili geliştirilen teoriler arasındadır. Teoriye göre çalışmalarına ve yaşam tarzına (Eşcinsel) rahatlıkla devam edebilmek için kilise için eserler hazırlayan Leonardo bu kefeni de Kilisenin güç kazanması için yaşadığı dönemde yaptı. (Hristiyanlık alemine yönelik yaptığı diğer çalışmalardan bazıları; İsa’nın son akşam yemeği, Magdanelanı meryem, Vaftizci John vs..) Teori Leonardo’nun bu kefen çalışmasında belki tarihteki ilk fotoğrafı çekmiş olabileceğini ön görüyor. İlk önce kefen üzerined belirecek silüetin bir modeli hazırlanıyor. Ve daha sonra bu model üzerinde yansıyan güneş ışıklarını mercek vasıtasıyla karanlık bir odadaki kefen üzerine geçmesini sağlıyor. Ve eğer bu ihtimal gerçekse, bilimsel bulgularla örtüşen bazı sonuçlar ortaya çıkıyor. Şöyleki;

  • Kefen üzerine düşen ışıktan dolayı gerçekten bir 3 boyutlu model yansıması gözleniyor.
  • Modelin ön ve arka yüzleri farklı gün saatlerinde pozlandığı için boy farkı oluşuyor.
  • Kefen üzerindeki renkler bu yüzden kan veya boya değil.
  • Kefen karbon14 testine uygun olarak Da Vinci’nin yaşadığı dönemine denk geliyor.

1260-1390 arası bir tarihe ait olduğunun belirlenmesiyle gözden düşmesine rağmen, kumaş dini çevrelerde değerini hala korumaktadır. Da Vinci gizemi de bu teoriyle kafaları karıştırmaya devam etmektedir.


Mona Lisa ya da Mon Salai

Leonardo da Vinci’nin eşcinsel olduğu yönünde bir çok spekülasyon söz konusudur. Eserleri sayesinde kiliseyle arasının iyi olmasından dolayı bu özel durumu başına tatsız bir iş açmadığı da söylentiler arasındadır. Leonardo’nun cinsel eğilimiyle ilgili de yeni bir bulgu çıkmadıkça konu sadece bir ihtimal olarak belirsizliğini korumaya devam edecektir. Ancak! Bu konuyla ilgili yeni teorilerden biri de Leonardo’nun sevdiği adamı bazı eserlerine ve hatta Mona Lisa tablosuna bile gizlice yerleştirdiği yönündedir.

Leonardo resimlerinde sevdiği adamı resmetmiş olabilir mi? Mon Salai kimdir?

Leonardo Da Vinci’nin ”benim küçük şeytanım” dediği feminen sevgilisidir. Teoriye göre Da Vinci Mona Lisa tablosunda gözün birine ‘l’ harfini diğerine ‘s’ harfini yerleştirmiş. Mona Lisa ve Mon Salai’inin yüz, göz, çene hatları da benzer. Mona Lisa ve Mon Salai de tamamen aynı harflerden oluşuyor. O devirde eş cinsellik yasak ve cezası ölüm olduğu için Da Vinci aşkını Mona Lisa olarak şifrelemiş ve tabloyu da hep yanında gezdirmistir. Yapımı da 20 yılın üzerinde sürmüştür…

monalisa-monsalai

Konusu görsel şeyler olan bloğumuzda haddiden fazla metine yer verdiği bu yazıda bu son teoriyi sadece Mon Salai için değil, Leonardo’nun diğer çalışmalarında da ne kadar aynı simayı resmettiğini sizlerle paylaşmak istedik. Aşağıdaki imajlar içerisinde  St. John the Baptist (Vaftizci Yahya), The Angel Incarnate, Mon Salai çalışmalarını göreceksiniz.

monalisa-st-john-the-baptist

Göz aynı göz, burun aynı burun, çene aynı çene, dudak aynı dudak… Kaş yok!? Ne kadar Mona Lisa’sın sen Aziz Yahya 😛

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s